ATEŞİN VE BUZUN İZİNDE: İZLANDA

LRM_EXPORT_20170804_220626

Bir doğa tutkunuysanız ve benim gibi biraz da fotoğrafa merakınız varsa volkanik dağları, buzulları ve neredeyse her dağın bir yamacından süzülen bazen nazlı bazen de hırçın şelaleleriyle Vikinglerin de hüküm sürdüğü İzlanda mutlaka görülmesi gereken ülkeler listesinde ilk sıralarda olacaktır.

İzlanda Kuzey Atlantik Okyanusu’nda, Grönland’ın güneydoğusunda bir ada ülkesi, başkenti Reykjavik. Birleşik Krallıktan sonra Kuzey Atlantik Okyanusu’nda yer alan ikinci büyük ada. Dünya’nın en temiz, en huzurlu ülkesi aynı zamanda 2017 yılının başlarında kabul edilen bir yasa ile de en eşitlikçi ülkesi. Ülke Avrupa Birliği’ne üye değil ancak Schengen bölgesinde dolayısıyla seyahatinizi Schengen vizesiyle gerçekleştirebilirsiniz. Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde belirttiği gibi İzlanda’nın Türkiye’de temsilciliği bulunmadığından vize başvurularını Ankara’da bulunan Danimarka konsolosluğuna yapmanız gerekiyor ( http://www.mfa.gov.tr/izlandaya-seyahat-edecek-turk-vatandaslarinin-dikkatine.tr.mfa ). Ben ve iki arkadaşım Hollanda’da olduğumuz için İzlanda’ya Amsterdam’dan WOW Air ile gittik. Ada’nın kış koşullarının zorlu olması nedeniyle WOW Air uçuşlarının sadece yaz mevsimde gerçekleştiğini de önemle vurgulamam gerekiyor.

İzlanda kendi para birimi olan İzlanda Kronunu kullanmakta, hava alanlarında yer alan döviz bürolarından paranızı kolaylıkla dönüştürebilirsiniz. 1 Türk Lirası 29 İzlanda kronu ediyor, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla pahallı bir ülke hatta daha iyi anlaşılabilmesi için şöyle bir örnek vereyim; 500gr’lık bir sandviç ekmeği paketinin fiyatı ortalama 320 ISK(İzlanda Kronu) yaklaşık olarak 11 Türk Lirası. Market alışverişlerinizi de büyük bir market zinciri olan aynı zamanda da ada’nın en uygun fiyatlarına sahip BONUS marketlerinden yapabilirsiniz. Bu bilgiyi neden araya sıkıştırdığımı da hemen açıklayayım, şehir merkezinden uzaklaşmaya başladıkça modern hayattan da uzaklaşmaya başlıyorsunuz; istediğiniz her an bir restoran ya da bir market bulamayacaksınız işte tamda bu nedenle market alışverişi yapmaya ihtiyacınız olacak. Ayrıca şişe su satın almanıza gerek yok, dünyanın en temiz suyunun bulunduğu yerde olduğunuzu unutmayın.

 Ülkenin ana dili İzlandaca ama oldukça iyi düzeyde İngilizce konuşuyorlar yani İngilizce biliyorsanız iletişim konusunda hiçbir sıkıntı yaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz. İzlanda’da bulunduğumuz 5 gün boyunca duyduğumuz her şeyi papağan gibi tekrar etmeye çalışıp İzlandacada başarısız olmamıza rağmen oldukça eğlendiğimizi söylemeden geçmeyeyim, eğlenceli bir dil 😀 Ada’nın havası ortalama olarak her beş dakika’da bir değişiyor desem yanlış olmaz sanırım; güneşi de gördük ancak yağmur bizi neredeyse hiç yalnız bırakmadı sağ olsun. Ülkeye seyahatiniz için en iyi zamanın yaz mevsimi olduğunu da ekleyeyim; Mayıs ayının sonlarından Temmuz ayının sonlarına doğru olan dönem. Yaz mevsimi demiş olmama aldırmayın hava sıcaklığı 10-13 derece aralığında ama bizim hissettiğimiz sıfırın altındaydı 😀 Tabii bu dönemde bir de“Midnight Sun” Türkçesiyle gece yarısı güneşi sizlerle olacak;  havanın 24 saat boyunca hiç kararmadığına tanık olacaksınız ancak hedefinizde Kuzey Işıklarını izlemek varsa bu dönem aralığı dışındaki bir tarihi seçmeniz gerekiyor malum Kuzey Işıkları karanlığı seviyor. Önemli bir detayı daha aktarayım, eğer bir tur programı satın almadıysanız, ülkede kalış sürenize göre bir araç kiralamanız seyahatiniz boyunca hem daha ekonomik olacak hem de sizi daha özgür kılacaktır

REYKJAVIK

Reykjavik İzlanda’nın başkenti ama aynı zamanda dünyanın en kuzeydeki başkenti. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğu başkent Reykjavik’te yaşıyor dolayısıyla en fazla insanı burada göreceksiniz diyebilirim.  Avrupa’nın o bildiğimiz metropollerine de pek benzemiyor. Renkli, alüminyum levhalarla kaplı evleriyle daha çok bir kasabayı andırıyor.

 

 

 

Reykjavik için bir gün ayırmanız yeterli oluyor dahası bizim gönlümüz dağlardan, ovalardan ve şelalelerden yana olunca şehri görmek için bu süre yeterli oldu.  

Şehir merkezinde ziyaret etmeniz gereken iki önemli yapı var; bunlardan ilki farklı mimarisiyle dikkat çeken ve şehrin her noktasından görülebilen Hallgrimskirkja Klisesi bir diğeri de modern mimarisiyle göz dolduran Harpa Konferans ve Konser Salonu.

 

 

Şu meşhur Blue Lagoon nerede diye sorabilirsiniz; biz gitmeyi tercih etmedik. Ülke büyük bir termal su yatağıyken bizim için hem fazlaca turistik hem de fiyat olarak pek uygun olmayan Blue Lagoon’u seyahat listemize eklemedik zaten konakladığımız yerlerde termal su havuzlarından bolca faydalandık üstelik açık havada, en manzaralısından 😀   

Blue Lagoon’u gidip görmek isterseniz diye de fiyatlara ve paket seçeneklerine bakabileceğiniz sayfanın linkini buraya bırakıyorum. http://www.bluelagoon.com/blue-lagoon-spa/prices-and-packages/

Reykjavik’ten sonra seyahatimizi ülke’nin güneyine doğru yapmaya karar verdik, önce Golden Circle Türkçesiyle Altın Çember sonrasında Seljalandsfoss’dan Vik’e kadar uzanan bir yol belirledik.

VER ELİNİ ALTIN ÇEMBER

Altın Çember yani Golden Circle olarak bilinen güzergâhta da ziyaret edebileceğiniz üç önemli yer var; Thingvellir Ulusal Pakı, Geysir Jeotermal Bölgesi ve Gullfoss Şelalesi. Bu rotanın Altın Çember olarak adlandırılmasının nedeni seyahatinize rotanın sonundan da başlasanız, başından da başlasanız bir daire çiziyor olmanız.

THİNGVELLİR (ÞINGVELLİR) ULUSAL PARKI

LRM_EXPORrrrrT_20170604_154411.jpg

 

 

Thingvellir ulusal parkının İzlanda tarihinde oldukça önemli bir yeri var. 930 yılında Althing adıyla kurulan ve 1798 yılına kadar devam eden İzlanda’nın ilk meclisinin bulunduğu yer. Althing (Alþing) aynı zamanda dünyanın da bilinen en eski meclisi. Thingvellir ulusal parkında beni en çok etkileyen şeylerden biri de Kuzey Amerika ve Avrasya tektonik levhaları arasında yaptığım yürüyüş oldu. Levhalar her yıl birbirinden ayrılmaya devam ediyor ayrıca İzlanda bu levhaları deniz seviyesinin üzerinde görebileceğiniz dünyadaki tek yer. Bu parkta yer alan Thingvallavatn (Þingvallavatn) gölünü de unutmamak gerekiyor, bu göl 83.7 km2 yüzey genişliği ve 114 metre derinliği ile İzlanda’nın en büyük doğal gölü; gölün 12.000 yaşında olduğu tahmin ediliyor.  

 

GEYSİR JEOTERMAL BÖLGESİ

Bu jeotermal bölge Thingvellir ulusal parkından 60 km uzaklıkta, bölgenin aktif hale gelmesinin 1000 yıl öncesine dayandığı biliniyor. Burada irili ufaklı fazlaca gayzer bulunuyor, fokur fokur kaynayan suyu görebiliyorsunuz. Bölgenin en ünlüleri Strokkur ve Geysir. Geysir’in faaliyetleri azalmış durumda, Strokkur ise her 8-10 dakikada bir patlama gerçekleştiriyor hatta bazı patlamalarda su 30 metre yüksekliğe ulaşabiliyormuş. Patlamalar sırasında etrafa yoğun bir kükürt kokusu yayılıyor. Buradaki suyun sıcaklığı 80-100 °C arasında bu nedenle karşınıza sıkça suya dokunmamanız gerektiğini belirten uyarılar çıkacak.

 

 

GULLFOSS  

LRM_EXPORTgull_20170805_170554.jpg

Altın Çember rotasında son durağımız Gullfoss oldu. “Gull” İzlandaca’da “Altın”, “foss” da “Şelale” anlamlarına geliyor Türkçe adıyla Altın Şelale’deyiz. Altın Çember’deki “Altın” da buradan geliyor. İzlanda’nın ikinci büyük buzulu olan Langjökull’dan beslenen Hvita nehri üzerinde yer alıyor, iki katlı ve 32 metre yüksekliğinde. İlginç de bir öyküsü var. 1907 yılında İngiliz bir yatırımcı bu bölgeyi hidroelektirik santrali kurmak için satın almak ister ancak toprak sahibinin kızı satşın olmaması için ciddi mücadeleler verir ve başarılı da olur, bölge artık İzlanda devletine ait. Gullfooss kendisini yok etmek isteyenlere nispet yaparcasına hala tüm coşkusuyla akmaya devam ediyor.

Artık Vik kasabasına doğru yol alma zamanı, yolumuzun üzerinde bulunan Seljalandfoss’u, çok bilindik olan Skogafoss’u ve oldukça yakınında yer alan İzlanda’ya özgü Turf Evlerini görebileceğiniz Skogar müzesini, Dyrholaey’yi, İzlanda’nın en tehlikeli sahili Reynisfjara diğer adıyla Black Sand Beach’i, siyah kum fırtınalarıyla ünlü Solheimasandur’da yer alan uçak enkazını görüp İzlanda’ya veda edeceğiz.

 

 

LRM_EXPORTSkogar_20170603_035713.jpg

Skogar Müzesi İzlanda’nın güneyinde Skogafoss şelalesine oldukça yakın bir konumda yer alıyor, burada İzlanda’ya özgü turf evlerini ziyaret edebilme şansına sahip oluyorsunuz

 

REYNISFJARA SAHİLİ

Sırada daha önce de belirttiğim gibi İzlanda’nın en tehlikeli sahili Reynisfjara bilindik adıyla Black Sand Beach var. Reynisfjara Vik kasabasında bulunuyor, “Vik” İzlandacada “Koy” demek. Volkanik kayaların oluşturduğu siyah kumlarla kaplı, her şeyin siyah beyaz olduğu, başka bir gezegende olduğunuz hissine kapıldığınız bir sahil burası. Ayrıca dünyanın bilindik en nemli bölgelerinden. Tehlikesine gelince öyle lafta bir tehlikeden söz edilmiyor daha geçtiğimiz ocak ayında 40 yaşında Çinli bir turist dalgaların çarpması sonucunda okyanusa sürüklenmiş ve boğularak hayatını kaybetmiş. Sadece o da değil burada çok fazla sayıda da balıkçı hayatını kaybetmiş nedeni de bu bölgede okyanusun güçlü ters akıntılarının olması aynı zamanda dalgalar hiç beklemediğiniz bir anda inanamayacağınız bir yüksekliğe erişiyor dolayısyla okyanusa çok yakın yürümemeniz ve dalgalara arkanızı dönememeniz gerekiyor. Burada doğanın şakası yok!

Dyrholaey bölgesinde de fotoğraf çekmek için bir tepenin üzerinde durduk ama ne mümkün, uçmadığımıza şükrediyorum 🙂 2 saniyelik bir video kaydı ve o kayıttan aldığım bir ekran görüntüsü var sadece. Güçlü rüzgarlarıyla da ünlüymüş burası. Bu sahillerde kamp yapıp gece konaklamanın da yasak olduğunu belirteyim. 

 

Sólheimasandur sahili de siyah kumlarla kaplı, 1973 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne ait bir kargo uçağı yakıtı bittiği için bu kumsala zorunlu iniş yapmış. Kazada kimse hayatını kaybetmemiş ancak uçağın enkazını o simsiyah kumların üzerinde görmek ürkütmüyor değil. Uçağın enkazına ulaşabilmek için 40 dakikalık bir yürüyüş yapmanız gerekiyor. Bu bölgede sıkça kum fırtınaları meydana geliyormuş ve bu nedenle rüzgarın şiddetli olduğu günlerde burada bulunmak oldukça tehlikeliymiş. Reykjavik’de kiraladığımız aracı alırken bu kum fırtınalarıyla ilgili de uyarı aldık; ülkenin güneyine gidersek ve böyle bir durumla karşılaşırsak kesinlikle durup beklemememiz gerektiğini birkaç defa tekrarladılar. Şöyle bir bilgi de aktarayım; İzlanda’da gönüllülerden oluşan 100’den fazla kurtarma ekibi bulunuyor, beklenmedik durumlarda imdadınıza yetişiyorlar hatta seyahatinize başlamadan önce seyahat planınızı bildirebiliyorsunuz, bir de internet siteleri var http://safetravel.is/

 

 Son birkaç cümle ile bitireyim artık 😉 Yazarken İzlanda ile ilgili anlatacak ne çok şey biriktirmişim dedim; en çok gitmek istediğim ülkelerden biri olmasının payı büyük tabii… Küçük bir tavsiyede bulunayım yeri gelmişken; mümkünse seyahat planınızı kendiniz yapın, çantanızı hazırlayın ve hiç korkmadan yola çıkın çünkü sürprizlerle karşılaşmadığınız bir seyahatin tat vermeyeceğini düşünüyorum. Sevgiyle Kalın!

Sevgili arkadaşım Burcu Haznedar’a beni blog yazma konusunda yüreklendirdiği ve sayfasında bana da yer açtığı için çok teşekkür ederim.

Songül Ögüt

Reklamlar

2 replies »

  1. ÇOK ETKİLEYİCİ ve HARİKA yerler… 🙂 MÜTHİŞ FOTOĞRAFLARLA, AKICI ANLATIMLA ve GEREKLİ BİLGİLERLE çok da güzel ele alınmış. Hem gidebileceklere, hem de gidemeyenlere hitab ediyor. TEBRİKLER ve TEŞEKÜRLER… Devamını görme arzusuyla… SEVGİLER 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Reklamlar

Blog İstatistikleri

  • 6,120 tıklama

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 154 takipçiye katılın

Tüm yazılarım

Follow Öğrenci Annenin ve Arkadaşlarının Gezi Rehberi on WordPress.com
Ağustos 2017
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Arşivler

%d blogcu bunu beğendi: